28 Mayıs 2018, Pazartesi
Son eklenen
Anasayfa / Devlet - Siyaset / Hz. Muhammed (S.A.V.)
Hz. Muhammed (S.A.V.)

Hz. Muhammed (S.A.V.)

Peygamber Efendimiz, 20 Nisan 571 Pazartesi günü Mekke’de dünyaya geldi. Babası Abdullah, annesi Âmine, dedesi Abdülmuttalip, büyük babası Vehb, babaannesi Fatıma, anneannesi ise Berre’dir. Doğumundan itibaren dört yıl boyunca sütannesi Halime’nin yanında kalan Hz. Muhammed, daha sonra ise iki yıl boyunca da annesi Amine’nin yanında yaşadı. Henüz 6 yaşında iken annesi O’nu akrabalarıyla tanıştırmak ve babası Abdullah’ın kabrini ziyaret etmek için Medine’ye götürdü.

Annesi ziyaret dönüşü vefat etti

Hz Âmine, eşi Abdullah’ın kabrini ziyaret ederken, Hz Peygamber ise Neccaroğulları’ndan akrabasıyla tanışmıştı. Âmine ziyaret dönüşünde Ebva denilen yerde hastalanıp vefat etti ve orada da toprağa verildi. Bu sırada yolculukta Hz. Muhammed ile birlikte olan Ümmü Eymen, O’nu Mekke’ye ulaştırarak dedesi Abdülmuttalip’e teslim etti.

Doğruluğu ve dürüstlüğüyle tanındı

2 yıl süresince dedesi Abdulmuttalib’in yanına kalan Hz. Muhammed, dedesinin de vefat etmesi üzerine, dedesinin vasiyeti üzerine amcası Ebu Talib’in evine taşındı. Ebu Talib, Peygamber Efendimizin babasıyla hem baba hem de anne gibi kardeşti. 13 yaşından itibaren amcalarıyla birlikte ticaret hayatına atılan Hz. Muhammed, uzun süre ticaretle meşgul olduktan sonra doğruluğu ve dürüstlüğüyle bilinen bir isim oldu.

mescid-i haram

Taşı kabile liderlerine taşıttı

Henüz 20 yaşında iken hırsızlık, zulüm ve haksızlıklara karşı koymak için Mekkeliler’in oluşturduğu ‘Hılfulfudül’ adlı oluşma katılarak burada etkin bir görev üstlendi. 25 yaşına geldiğinde Hz. Hatice ile hayatını birleştiren Allah’ın elçisi, 40 yaşında olan Hz. Hatice ile evlenmeye karar verdiğinde “el-Emin: Güvenilir, dürüst” olarak tanınması önemli bir etken olmuştu. 35 yaşına geldiğinde ise Kâbe hakemliği yaptı. Kâbe’nin restorasyonu sırasında Haceru’l Esved’in yerine konulması sırasında ortaya çıkan anlaşmazlığı, taşı bir yaygı üzerine koyup tüm kabile liderlerine taşıtarak muhtemel bir kavgayı önlemiş oldu.

İlk vahiyle Peygamber oldu

40 yaşına yaklaşan Peygamber Efendimiz’de o sıralarda insanlardan uzaklaşarak kırsal alanda yaşamak ve böylelikle yaratılışın ve evrenin inceliklerini düşünmek arzusu uyandı. Bundan dolayı belli zamanlarda ‘Hira-Nur’ dağındaki mağarada kalmaya başladı. Kırk yaşına geldiğinde ise Ramazan ayında bir gün Cebrail Aleyhisselam’la tanışarak Allah’ın elçisi olma yolunda ilk adımı attı. İlk vahiy edilen ayet olan, “Yaratan Rabb’inin adıyla oku!” ile birlikte Allah (C.C.) O’nu Peygamberlikle görevlendirmiş oldu.

İslam davetine ‘evet dediler

Hz. Muhammed’in İslam davetine ‘evet’ diyerek ilk inanma şerefine Hz. Hatice, Hz. Ali, Hz. Zeyd b Harise ve Hz. Ebu Bekir erişti. Bunları Hz. Osman, Abdurrahman b Avf, Sa’d b Ebi Vakkas, Talha ve Zübeyr Hazretleri takip etti. Peygamberliğin ilk altı yılı dolarken Hz. Hamza ve Hz. Ömer gibi yiğitlik ve cesaretleriyle tanınan zatlar da Müslüman olan isimler arasında yer aldı. On Peygamberlik yılında peş peşe Hz. Hatice ve Ebu Talib ölünce düşmanların eza ve cefaları bir kat daha arttı. Çünkü bunlar hatırlı insanlardı, çevreleriyle Peygamberimize destek veriyorlardı.

Allah’ın huzuruna yükseldi

Daha sonra dış destek sağlamak amacıyla Taife giden Hz. Muhammed, Taifliler’in İslâm’ı kabul etmesini sağlayamadı. Taifliler, Hz. Peygamber’e destek vermedikleri gibi bir de O’nu taşlattılar, üstü başı kan içinde kaldı, Taif dışında bir bağa sığınarak kurtulabildi. Ardı arkası kesilmeyen bu sıkıntılar devam ederken aynı günlerde Sevgili Peygamberimiz Miraç gecesinde İlahi ikramların doruğuna eriştirildi, Yüce Allah’ın huzuruna yükseltildi ve İlahi buyrukları, aracı olmaksızın dinleme imkânına kavuştu.

Mekke’den Medine’ye göç ettiler

Bütün zorluklara rağmen Hz. Peygamber, İslam’ı yayma çabalarını sürdürüyordu. Birer yıl arayla 1’inci ve 2’nci Akabe Biatları yapıldı. Bunu takip eden zaman diliminde Yüce Allah’ın izni ve buna bağlı olarak Hz Peygamber’in müsaadesi üzerine Müslümanlar Mekke’den Medine’ye göç etti. İslam tarihinde bu olay “hicret” olarak anılmaktadır. Sevgili Peygamberimiz en sonunda ise Hz. Ebu Bekir ile birlikte Medine’ye göç etti.

Seferler düzenlendi

Efendimiz (S.A.V.) Medineli Müslümanlar ile hicret edenler arasında kardeşlik kurdu. Putperestlerle Müslümanlar arasında Bedir, Uhud, Hendek, Müreysi gibi savaşlar gerçekleşti. Hz. Peygamber’in sağlığında İslam elçisi dokunulmazlığı olduğu halde öldüren ve Medine’ye saldırmayı tasarlayan Hıristiyanlar’a karşı da Mute ve Tebük seferleri düzenlendi. 630 yılında Mekke fethedildi. Hz. Peygamber, çıkmaya mecbur olduğu vatanına üstünlük sağlayarak ve genel af ilan ederek tekrar girdi.

100 bin Müslüman’a seslendi

Peygamber Efendimiz, 632 yılında Hac esnasında Arafat’ta 100 binden fazla Müslüman’a konuşma yaptı. İslam düşüncesinin bir özeti olan ve insan hakları bakımından en doğru prensipleri içeren bu sesleniş, İslam tarihinde “Veda Hutbesi” olarak anılıyor. İslamiyet’i sabırla, azimle ve cesaretle insanlara ulaştıran Sevgili Peygamberimiz, 8 Haziran 632 Pazartesi günü Hakk’ın rahmetine kavuştu. Cenaze namazı Hücre-i Saadet’te erkekler, kadınlar ve çocuklar olmak üzere sırayla kılındı. Allah’ın elçisi burada da toprağa verildi.

Veda Hutbesi 

“Ey insanlar! ” Sözümü iyi dinleyiniz! Biliyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada bir daha buluşamayacağım.

“İnsanlar! bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl bir mübarek şehir ise, canlarınız, mallarınız, namuslarınızda öyle mukaddestir, her türlü tecavüzden korunmuştur.

“Ashabım! Muhakkak Rabbinize kavuşacaksınız. Oda sizi yaptıklarınızdan dolayı sorguya çekecektir. Sakin benden sonra eski sapıklıklara dönmeyiniz ve birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyetimi burada bulunanlar bulunmayanlara ulaştırsın. Olabilir ki burada bulunan kimse, bunları daha iyi anlayan birisine ulaştırmış olur.

“Ashabım! “Kimin yanında bir emanet varsa, onu hemen sahibine versin, biliniz ki faizin her çeşidi kaldırılmıştır. Allah böyle hükmetmiştir. İlk kaldırdığım faizde Abdulmuttalibin oğlu (amcam)abbasın faizidir lakin ana paranız size aittir ne zulmediniz nede zulme uğrayınız.

“Ashabım! “Dikkat ediniz, cahiliyeden kalma bütün adetler kaldırılmıştır, ayağımın altındadır.cahiliye devrinde güdülen kan davalarda tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalibin torunu İlyas bin Rabia’nın kan davasıdır.

“Ey insanlar! “Muhakkak ki şeytan şu toprağınızda kendisine tapınmaktan tamamen ümidini kesmiştir. Fakat siz bunun dışında ufak tefek işlerinizde ona uyarsınız bu da onu memnun edecektir. Dinimizi korumak için bunlardan da sakınınız.

“Ey insanlar! “Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allahtan korkmanızı tavsiye ederim.Siz kadınları Allahın emaneti olarak aldınız ve onların namusunu kendinize Allahın emri ile helal kıldınız. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınlarında sizin üzerinizde hakkı vardır. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınız yatağınızı hiç kimseye çiğnetmemeleri, hoşlanmadığınız kimseleri izniniz olmadıkça evinize almamalarıdır.Eğer gelmesine müsaade etmediğiniz bir kimseyi evinize alırsa Allah size onları yatakların yalnız bırakmanıza ve daha olmazsa hafifçe dövüp sakındırmanıza izin vermiştir.kadınlarında sizin üzerinizdeki hakları, meşru örf ve adete göre yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.

“Ey müminler! “Size iki emanet bırakıyorum, onlara sarılıp uydukça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanetler Allahın kitabı Kur an-ı Kerim ve Peygamberinin sünnetidir.

“Müminler! “Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz. Müslüman müslümanın kardeşidir ve böylece bütün Müslümanlar kardeştirler. Bir Müslüman kardeşinin kanıda, malıda helal olmaz. Fakat malını gönül hoşluğu ile vermişse o başkadır.

“Ey insanlar! “Cenab-ı Hak her hak sahibine hakkını vermiştir.Her insanın mirastan hissesi ayrılmıştır. mirasçıya vasiyet etmeye lüzum yoktur.Çocuk kimin döşeğinde doğmuş ise ona aittir. Zina eden kimse için mahrumiyet vardır.Babasından başkasına ait soy iddia eden soysuz yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan köle Allahın meleklerinin ve bütün insanların lanetine uğrasın. Cenab-ı hakk bu gibi insanların ne tevbelerini nede adalet ve şehadetlerini kabul eder.

“Ey insanlar! “Rabbiniz birdir. Babanızda birdir. Hepiniz Ademin çocuklarısınız. Adem ise topraktandır. Arabın arab olmayana arab olmayanında arab üzerine üstünlüğü olmadığı gibi kırmızı tenlinin siyah üzerine siyahında kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allahtan korkmaktadır. Allah yanında en kıymetli olanınız Ondan en çok korkanınızdır. “Azası kesik siyahi bir köle başınıza amir olarak tayin edilse sizi Allahın kitabı ile idare ederse onu dinleyiniz ve itaat ediniz. “Suçlu kendi suçundan başkası ile suçlanamaz. Baba oğlunun suçu üzerine oğlu da babasının suçu üzerine suçlanamaz. “Dikkat ediniz!şu dört şeyi kesinlikle yapmayacaksınız:Allaha hiçbir şeyi ortak koşmayacaksınız. Allahın haram ve dokunulmaz kıldığı cani haksiz yere öldürmeyeceksiniz. Hırsızlık yapmayacaksınız. İnsanlar “la ilahe illallah” deyinceye kadar onlarla cihad etmek üzere emr olundum. Onlar bunu söyledikleri zaman kanlarını ve mallarını korumuş olurlar. Hesapları ise Allaha aittir.

“İnsanlar! “Yarin beni sizden soracaklar ne diyeceksiniz? Sahabe-i kiram hep birden şöyle dediler; “Allah’ın elçiliğini ifa ettiniz, vazifenizi hakkıyla yerine getirdiniz, bize vasiyet ve nasihatte bulundunuz, diye şehadet ederiz”. Bunun üzerine Resul”i Ekrem Efendimiz şehadet parmağını kaldırdı, sonrada cemaatin üzerine çevirip indirdi ve şöyle buyurdu;

“Şahid ol Yarab! Şahid ol yarab! Şahid ol yarab!”

veda hutbesi

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Mehmed Zâhid Kotku

Mehmed Zâhid Kotku

Mehmed Zâhid Kotku, 1897 yılında Bursa'da doğdu. Babası ve annesi Kafkasya'dan göç eden müslümanlardandır.

Bir Cevap Yazın